|
Ziyaretçilerimiz;
Evlilikte İletişim makalesini
%100 yararlı buldu.
|
|
|
|
|
Evlilik ve Çift Terapisi, En Çok Okunan Makaleler
|
Evlilikte İletişim;
22-02-2010 tarihinde yayınlanmıştır, toplam
1118 kez okunmuştur.
Makaleyi Paylaş:
|
Evlilikte iletişim
Evlilik; karmaşık, sürekli değişen ve iki kişinin daha önce hiç karşılaşmadıkları sorunları beraberce çözmek zorunda oldukları bir ilişkiler sistemidir. Bu sistemin içinde eşin yanı sıra, yakınlar ve çocuklar yeni sorumluluklarla birlikte yeni iletişim alanları da oluştururlar. Bu yeni kurulan sistemin içinde, elbette çatışmalar, kızgınlıklar, sorunlar yaşanabilir. Ancak yaşanabilecek bu olumsuz olayların üstesinden gelmek doğru iletişim yöntemlerini kullanarak mümkündür.
Doğru iletişim için neler yapılmalı?
Ne istediğinizi tam olarak bilin. Eşinizden şikayet edeceğinize, siz tam olarak ne istediğinizi söyleyin ve eşinizin buna tepkisinden hareket ederek yolunuza devam edin. Eşiniz sizin kafanızın içinde ne olduğunu bilemeyebilir. “Arkadaşlarımla görüşmemi neden engellemeye çalışıyorsun” yerine “arkadaşlarımla görüşüp görüşmeme kararı bana ait, bu konuya müdahale etmeni istemiyorum” ifadesi daha doğrudur ve ne istediğinizi eşinize anlatmak için daha iyi bir yoldur.
Tam olarak neyi kastettiğinizi açıklayın. Mesela eşiniz bir köşeye çekilmiş sessiz sessiz duruyor. Bu şartlarda “sen niye sinirlisin?” yerine “bir şeye mi sinirlendin?” demek daha akıllıcadır. Sinirli olmayabilir ve açılır derdini anlatır. Eğer sinirliyse konunun ne olduğunu konuşursunuz. Oysa, “niye sinirlisin?” demenizin altında “sen sinirlisin” düşüncesi yatıyor.
Eşinizi dinleyin. Bu kadar basit. Çoğu zaman eşinizin tek istediği onu dinlemenizdir. Eşiniz kendisini dinlediğinizden ve anladığınızdan emin olduğunda mesele kalmayacak.
“Sen” yerine “ben” kullanın. Hep geç kalıyorsun yerine “beklemekten hoşlanmıyorum” veya “dağınıksın” yerine “senin dağıttığın eşyaları toplamaktan yoruldum” gibi. Kendinizi nasıl hissettiğinizden sadece siz sorumlusunuz!
Anlayışlı olun! Eşiniz bir fikri defalarca dile getiriyorlarsa “anlayış” arıyor demektir. Mutlaka sizin de onunla aynı fikirde olmanız gerekmiyor, onu anlıyor olmanız yetecektir.
Bir seferinde bir konuyu tartışın. Genelde bir tartışma sırasında ondan önceki on tartışmanın da hesabı ortaya çıkar. Bu durum işleri daha da zorlaştırır.
Eşinizle iletişiminizde; sözsüz davranışlarınızla “sen değerlisin”, “güvenilirsin” ve “sevilmeye layıksın” mesajlarını verilmelisiniz.
Hislerinizi değil, tepkilerinizi kontrol edin. Çatışmanın nedeni duygu değil, sizin o duygu karşısında verdiğiniz tepkidir. Sevdiği insan eve çok geç gelirse herkes sinirlenebilir, ama bu hissi doğal karşılayıp konuşmak gerekir. Hissetmek, insan olmanın bir parçasıdır.
Doğru iletişim için nelerden kaçınmak gerekir?
Önemli konuları eşinizin işi başından aşkınken gündeme getirmeyin. Sizin birinci önceliğiniz belki de o sırada eşinizin birinci önceliği değil. Oysa siz, gerekli ilgiyi göstermediği sonucunu -yanlış da olsa- çıkaracaksınız. Her ikiniz için de uygun olan zamanı bekleyin, doğru zamanı yakaladığınızda konu orada çözülecektir. Yanlış zamanlama yüzünden çözümlenemediğinde problemler büyür.
Ön fikirli olmayın, yani eşinizi “peşin hükümle” haksız ilan etmeyin. Örneğin; “sen anlaşılmazsın” yerine “ben seni anlamakta zorlanıyorum” demeyi tercih edin. Bu ifade ile eşinizin savunmasını kırıp, onu açık olmaya teşvik edebilirsiniz. Eşinizin lafını ağzına tıkamaktansa cevap almaya bakın.
Talimat vermeyin. Eşinize isteklerinizi iletirken rica ifadeleri kullanın. Talimatla rica arasında fark vardır; talimat yerine getirilmezse cezası vardır. Örneğin, bir somurtma, sessizlik vb. Oysa ricaların cezası yoktur ve belki de bu yüzden rica ettiğinizde her şey daha kolay olur. Gerçek rica kimseye sorumluluk yüklemez.
Eşinize cevap vermek yerine tepki göstermeyi seçmeyin. Tepki vererek konuşmadan bir duyguyu iletirsiniz ancak ilettiğiniz mesaj eşiniz tarafından yanlış anlaşılabilir. Cevap vermek ise sözel bir eylemdir, konuşmaya davet eder. Hoşunuza gitmeyen bir şey olduğunda tepki değil cevap verin. Böylece sorun, anlaşılmaz bir durum olmaktan çıkar. Tepki verirseniz karşılığında tepki alırsınız ve sonuçta hedeften uzaklaşırsınız.
Falcılık yapmayın. Bir insanı ne kadar yakından tanırsanız kafasından geçenleri o kadar rahat tahmin etmeye başlarsınız. Ancak önemli konularda işin bu yönüne fazla güvenmemek gerekir. Yanlış tahmin ediyor olabilirsiniz. Konu önemliyse sormaktan çekinmeyin. Durum apaçık belli olsa bile, işin doğrusunu sormak, yanlış bir düşünceyle yola devam etmekten çok daha iyidir.
Söze “ama, hayır, yok, olmaz, niçin...” gibi kelimelerle başlamak iletişim için zararlıdır, bu nedenle bu ifadelerden kaçınmak gerekir.
Hatice TOPÇU ERSOY
Uzman Psikolog